Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Güncel duyuru yok
 
   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Genel ve Serbest Bölüm  (Okunma Sayısı 21162 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
~~ WebMaster ~~
*

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Cinsiyet : Bay
Nerden : Garipler diyarı
Kayıt Tarihi : 18-10-2008, 16:05:17
Üye No : 1
Mesaj Sayısı : 634
Rep Gücü : K. Puanı 355



Kişisel Mesaj : Biz karşılıksız sevenlerdeniz..
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

573 Mesajına Toplam
1067 Kere Teşekkür Edildi

232 Mesajına Toplam
345 Kere Karma Verildi
webmaster@abdussamed.biz
« : 28-12-2008, 22:10:32 »

Genel ve Serbest Paylaşım Alanı
Logged
يونس'diyor ki

~~ WebMaster ~~
*

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Cinsiyet : Bay
Nerden : Garipler diyarı
Kayıt Tarihi : 18-10-2008, 16:05:17
Üye No : 1
Mesaj Sayısı : 634
Rep Gücü : K. Puanı 355



Kişisel Mesaj : Biz karşılıksız sevenlerdeniz..
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

573 Mesajına Toplam
1067 Kere Teşekkür Edildi

232 Mesajına Toplam
345 Kere Karma Verildi
webmaster@abdussamed.biz
« Yanıtla #1 : 04-01-2009, 00:34:11 »



http://www.4shared.com/file/78803143/6a911601/Mustafa_smail_Sesli_Tefsir.html?dirPwdVerified=fe904f40
« Son Düzenleme: 15-02-2009, 15:48:49 Gönderen: WebMaster » Logged
يونس'diyor ki

يونس Nickli Üyemize Teşekkür Eden 2 Kullanıcı: Hamza28 (04-01-2009, 12:51:09), hafizhabib (04-01-2009, 00:42:47)
***

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Cinsiyet : Bay
Nerden : dünya
Kayıt Tarihi : 12-01-2009, 03:42:43
Üye No : 199
Mesaj Sayısı : 263
Rep Gücü : K. Puanı 43


Kişisel Mesaj : toprak post allah dost
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

109 Mesajına Toplam
170 Kere Teşekkür Edildi

32 Mesajına Toplam
50 Kere Karma Verildi

E-Posta
« Yanıtla #2 : 12-01-2009, 13:01:30 »


.
     

Mustafa Ismail'in torunu Alaa Tahir Husni beyden alinmistir..
Mustaf Ismail 1969 yilinda Kur'an tilavet etmek icin Turkiye'ye gelir. Bir camide Kur'an okumaya baslar.. Bayati asli karardan girer, bayati neva, Beyati Cevap derken ust perdelere cikmaya baslar.. Bakar ki kimseden cit cikmiyor. Oysaki diger Arap ulkelerinde ve ozellikle Misir'da kiraat sirasinda cemaat ile okuyucu arasinda ciddi bir etkilesim vardir . Kendi kendine " Aman ya Rabbi, bu insanlar ne Kur'anin dilinden ne de tilavet sanatindan anliyorlar.. Hayatimin en kotu bir ayi gececek burada." der... Derken cemaatten birisinin sessizce agladigini fark eder.. sonra birisi daha... sonra bir baskasi.. Anlar ki bu memlekette Kur'an dinleme adabi baska... Sonradan memlekete donunce arkadas ve ailesine der ki.. " O andan sonra Kur'an, ben ve o cemaat arasinda gorunmez bir bag olustugunu hissettim.. Belkide hayatimin en guzel okuyuslarini o yil Turkiyede yaptim"
Logged
Koca Yusuf'diyor ki

biz asla kaybetmeyiz ya kazanırız ya ölürüz.
                                                       ömer muhtar
Koca Yusuf Nickli Üyemize Teşekkür Eden 4 Kullanıcı: yusuf_usta (27-01-2009, 13:44:22), abdussamed_şeyh (26-01-2009, 15:27:26), Hamza28 (14-01-2009, 12:15:14), c.tahir (12-01-2009, 13:46:54)
***

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Cinsiyet : Bay
Nerden : dünya
Kayıt Tarihi : 12-01-2009, 03:42:43
Üye No : 199
Mesaj Sayısı : 263
Rep Gücü : K. Puanı 43


Kişisel Mesaj : toprak post allah dost
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

109 Mesajına Toplam
170 Kere Teşekkür Edildi

32 Mesajına Toplam
50 Kere Karma Verildi

E-Posta
« Yanıtla #3 : 12-01-2009, 14:48:37 »

Zaman onun gibisini getirebileceğine yemin etmişti.
Ey zaman! Yeminin boşa çıktı keffaret vermelisin...


Mısır’lı meşhur Kur’an okuyucusu Mustafa İsmail, Kur’an dinlemeyi bir alışkanlık haline getiren herkesin yakından tanıdığı aşina bir ses. Kur’an-ı Kerim’i kendi özel okuyuş kurallarına göre okumak hususi bir ilim olmakla beraber, okuyucunun (kari) özel kabiliyeti, sesi, tecrübesi, kontrollü kullandığı soluğu, meşru dairede okuyuşa kattığı renk, işin icra boyutunu daha seviyeli bir konuma getirir. Mustafa İsmail bu açıdan ele alındığında uzmanların ortak kabülüne mazhar olmuş. Ses kayıt cihazlariyle tesbit edilip dünyanın bir çok ülkesine rahatlıkla ulaştırılabilen Kur’an dinleme, müslümanlar arasında zengin bir kültür meydana getirdi. Öyle ki, Mustafa İsmail’i sadece sesinden tanıyan bir çok okuyucu daha “euzü-besmele”de, üstadın hangi sureyi okuduğunu, aynı sureyi kaç kez seslendirdiğini ve hangi okuyuşta zirveyi yakaladığını bilecek bir uzmanlığa ulaşmıştır. Şu değerlendirme de böyle bir uzman değerlendirmesi: “Yusuf Suresini asrın büyük okuyucuları seslendirdi, ama Mustafa İsmail’in okuyuşu bir başkadır...” Mısır’da ise Mustafa İsmail hayranları haftanın bir gününü bu işe tahsis etmişler, o gece bir araya gelip üstadın, bir ömür boyu sesi ve soluğu ile oluşturduğu kolleksiyonunun nadide parçalarını dinliyorlar..

Mustafa İsmail kelimenin tam manası ile bu işin erbabı. Ancak burada sadece onun zikredilmiş olması bir tercihin dayatması ya da diktesi şeklinde anlaşılmamalı, belki büyük bir dinleyici kitlesinin beğenisine hitap etmesi, kendi gönlünün sesini başka karilerde bulan erbab-ı zevkin de üstadın bu açıdan yerini takdir edebileceği düşüncesine dayanmaktadır. Türk dinleyicisi de onu yakından tanıyor; altmışlı yıllarda Türkiye’yi ziyareti esnasında okumuş olduğu ezan hayranlarının hala kulaklarında unutulmaz bir hatıra olarak saklı bulunuyor Üstadın bu sanattaki bazı becerileri kendisinden sonra daha çok konuşulur bir hal almıştır. Okuyuşta “Muhtevayı seslendirme” denilen, vak’ayı ses ile birleştirme becerisi bütün usta karilerin yakalamaya çalıştıkları önemli bir özelliktir.. Yusuf(as)’ ın kuyuya düşmesi sahnesinin, dinlenen bir ses olarak kulaklara taşınması ve bu ince zevkin Kur’an-ı Kerim’in manasını bilmeyen bir çok insan tarafından da sezilebilir şekilde icrası çok önemlidir. Mustafa İsmail bu konuda çok başarılıdır. Başta Mısır olmak üzere dünyanın başka yerlerinde şu an isimlerini sık sık işittiğimiz bir çok Kur’an okuyucusu Allah Kelamı’nın güzel okunması noktasında ehl-i imanın gönüllerine inşirah salmaktadırlar. Husari, Mısır’ın şu an hala hayattaki meşhur karii Naina, Galveş, Hafız Rif’at, özellikle kısa sureleri okuyuşu ile Türk dinleyicilerinin de gönüllerini fetheden Abdüssamet... Herbiri bu sanatın meşhur ustaları ve insanlar bu ağızlardan Allah’ın Kelamı’nı dinlemekten zevk alıyorlar. Meraklılarının kendi tercihleriyle yeni isimler ekleyebilecekleri bu liste, bir sıralama daraltmasına gitmeden Kur’an-ı Kerim’in okunması açısından, bütün inananları memnun edecek bir seviyede bulunmaktadır ve bu işi erbabı omuzlamıştır.

İslam dini, dini esasların öğrenilmesi ve öğretilmesi, bir zümrenin bu iş ile ileri seviyede ilgilenmesi gerektiğini ihmal edilemez bir realite olarak belirlemiştir. Umumi seferberlik dahi ehl-i ilmin vazifelerini aksatmalarına geçerli bir bahane değildir. Arızi durumların herşeyi mübah kılan harikulade halleri, genel ahenk ve işleyişin en tehlikeli tecrübeleridir. En kritik zamanlarda bile ehl-i ilim harikulade hallerin hasıl edeceği dalgalanmalarda dengenin korunmasında önemli bir rol oynayacaklardır. Ne dillere destan zaferlerin ne de büyük yıkımlara sebeb olan hezimetlerin ictimai yapıyı zedeleyecek bir tesire ulaşmaması, ancak sağlam bir ictimai altyapı ile mümkün. Yüzyıllardır, İslam toplumunun yaşadığı zorlu tecrübeler, müslüman fertlerin dinin belirlediği vazifeleri yapmaları yönüyle köklü bir değişikliğe sebeb olmamıştır. Beş yüz sene önce çınarın gölgesinde ikindi ezanını bekleyen bir müslüman ile, günümüzü yaşayan ve günlük mesaisi arasında en yakın camide öğle namazını eda eden bir müslüman arasında temelde çok ciddi bir fark yoktur. Yavuz Sultan Selim’in büyük bir zaferle İstanbul’a döndüğünde yatsı namazında camide saf tutan insanların sevinç gözyaşları ile bir devletin çöküşüne şahit olmuş asrın başındaki insanların sabah namazında günahlarının affı için dua dua yalvararak döktükleri gözyaşları birbirine ne kadar çok benzemektedir. Aynı şekilde, asırlar öncesinin dar imkanlarını değerlendirerek, dinin esaslarının doğru anlaşılmasını kendisine vazife edinmiş ehl-i ilim ile bugünün geniş imkanlarını kullanma şansını elinde bulunduran erbab-ı ilim arasındaki fark sadece detaylardadır. Zafer ve hezimetin tesirini en az hasarla geçiştirecek tabii bir erime potası hazırlayan bu güçlü ictimai yapı asırlar içinde pişmiş ve kıvamını bulmuştur.

Cereyan eden hadiseleri dış yüzleri ile anlama ve anlamlandırmanın zorlaştığı dönemlerde, soğukkanlılığı muhafaza etmek epey güçtür. Ufkun kapkara bulutlarla kapandığı hengamede, zamanın bir sonraki dilimini görmek ve düşünceleri yaşanılan zeminin menfi tesirinden kurtarmak pek ender insana nasip olur. Böyle bir atmosferde, bir çok kimse için gelecek meçhuldür ve üretilen projelerin tatbik imkanı yoktur. “Konjektür gereği” bu dönemlerin en işe yarar bahanesidir. Bediüzzaman Hazretleri’nin, San’an Tepesindeki geleceğe ait yorumları orada bulunan memura elbetteki garip gelecekti! Gelecekte yükselecek en gür sedanın Kur’an olduğunu söyleyen Bediüzzaman Hazretleri, San’an Tepesinden, Mısır’ın zeki evladı Mustafa İsmail’i selamlarken, herkesin yarınından endişe ettiği bir yerde kendinden bekleneni veriyordu. O şartlar altında yarınların daha güzel olacağına kim ihtimal verebilirdi?

Elmalı’lı Hamdi Yazır, Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmek gibi zor bir işe girişirken ne zemin ne de o günün insanları böyle bir çalışmaya hakettiği değeri verecek durumdaydılar. Hazret, bu iş için ayırdığı on sene boyunca münzevi bir hayat yaşadı. Kendi iradesi ile yaptığı bu tercihte ünlü müfessirin neleri göğüslediğinden şu an haberdar değiliz. Tefsirini inceleyenler, tamamlayamama endişesi ile bazı mevzular üzerinde fazla duramadığı kanaatini taşımaktadırlar. Herşeye rağmen, mükemmeli yakalayan bu eser 1938’de tamamlanmıştı. Elmalı’lı bundan sonra birkaç yıl daha yaşadı; muhtemelen çektiği sıkıntılara karşılık beklediği ilgi ve alakayı bulamadı, ama her şeye rağmen üzerine aldığı vazifeyi yerine getirmenin gönül rahatlığını kendince doyasıya hissetmişti. Gözlerini hayata yumduğunda geride, koca bir milletin Kur’an-ı Kerim’i doğru anlama hususunda en çok müracaat edeceği bir kaynak bırakıyordu. Ne olumsuz şartlar, ne insanların ilgisizliği, ne ufku kaplayan kesif dumanlar, yapılması gerekenlerin ihmali için geçerli sebeb değillerdi.

Osmanlı Devleti’nin on parmağında on hüner sadarazamı Ahmet Cevdet Paşa’nın, uzman bir heyet ile hummalı bir çalışma sonunda ortaya koyduğu Mecelle, mükemmel bir hukuk mecmuasıydı. İslam Hukuku Tarihçileri, Mecelle sonrası dönemi İslam Hukuku’nun tarihi gelişimi açısından başlıbaşına bir dönem olarak ele almaktadırlar. Kırklı yıllara kadar birçok İslam Ülkesinde bu çalışma hukuk metinlerinin oluşturulmasında esas alınmıştı. Devletin o gün içinde bulunduğu olumsuz şartlar, bu tecrübeli devlet ve ilim adamlarını ortak bir ideal etrafında toplanmaktan alıkoyamamıştı. Halbuki o günlerde herkes Batı’dan ithal kanunlar getirmek hususunda hemfikirdi.

Hayat devam ettiği sürece, zamanı tesiri altına alan hadiseler güçleri nisbetinde belli dayatmalarla kendisini hissettirecektir. Bu kaçınılmazdır. Önemli olan harikulade hallerin tesirini en aza indirmek ve eğer bu bir süreç olarak işliyorsa, en az zararla istikbali sağlam temellerle inşa etmektir. Cenab-ı Hakk’ın koymuş olduğu nizam, yine eğer isterse O’nun tayin ettiği bir vakitte sona erecektir. Dıştan bir gücün bu nizamı kökten değiştirecek bir etkisinden bahsedilemez. Zamanın binbir sürprize açık sürükleyişleri karşısında güçlü ve her zorluğa yeten iradelerini bir noktaya kilitleyenler, sürüklenişin önünde en güvenilir set olurlar. Bediüzzaman’ın, bir ömrüne mal olan enfes Kur’an düşüncesi, Elmalı’nın sabrı önünde mükemmel bir tefsire dönüşen inzivada geçen on yıl, devletin hızlı işleyen çarkları arasında kendi hüner ve kabiliyetini ortaya koyarak büyük bir organizasyona başkanlık eden Ahmet Cevdet Paşa’nın azmi, zaman dediğimiz akışa karşı büyük başarılar demekti. Onlar, ehl-ilm idiler, herhangi bir makamdan vazifelendirme beklemeden, kendilerine ihtiyaç hissedilen yerde yapılması gerekli olan şeylerin en mükemmelini yapmışlardı. Zamanın çarkları herşeyi öğütürken, bu aşkın iradeler önünde dize geliyordu.

Mustafa İsmail’i dinlerken, Kur’an-ı Kerim’i usta bir ağızdan dinlediğinizi hissedersiniz. O, Kur’an okumaya getirdiği seviye ile müslümanlar adına büyük bir vazifeyi yerine getirmiş oldu. Ümmetin omuzlarına yüklenen sayısız sorumluluklardan birisini, bütün ağırlığına rağmen dünya çapında kabule mazhar bir kalitede yerine getirmek Mustafa İsmail’e olan medyuniyeti daha da artırmaktadır. Dünya çapında müslümanlar hiç olmazsa Mukaddes Kitapları’nın şanına yakışır bir şekilde okunmadığı mahcubiyetinden kurtulmuş olmanın emniyetini hissediyorlar.

Mustafa İsmail, Bediüzzaman Hazretleri, Elmalı’lı Hamdi Yazır, devlet adamı olduğu kadar ilim adamı Ahmet Cevdet Paşa, eda ettikleri vazifeleri ile zamana kendi renklerini katan insanlar. Ümmet kendilerine çok şey boçlu; zaman da, benzerlerini getirmekten aciz kaldığı geçen süre için kefaret ödemeli. Mısır’lı kari’nin alemi velveleye veren yüksek sedası önünde başka ne yapabilir ki...
Akif Coşkun arsivi
Logged
Koca Yusuf'diyor ki

biz asla kaybetmeyiz ya kazanırız ya ölürüz.
                                                       ömer muhtar
Koca Yusuf Nickli Üyemize Teşekkür Eden 4 Kullanıcı: yusuf_usta (27-01-2009, 13:44:33), abdussamed_şeyh (26-01-2009, 15:27:32), Hamza28 (13-01-2009, 10:17:55), c.tahir (12-01-2009, 14:52:53)
Koca Yusuf Nickli Üyemize Karma Veren 2 Kullanıcı: Hamza28 [+](13-01-2009, 10:17:55), c.tahir [+](12-01-2009, 14:52:53)
Yönetici
*

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Yaş : 26
Cinsiyet : Bay
Nerden : siirt
Kayıt Tarihi : 15-12-2008, 19:35:06
Üye No : 153
Mesaj Sayısı : 557
Rep Gücü : K. Puanı 334



Kişisel Mesaj : kişi sevdiğiyle beraberdir
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

427 Mesajına Toplam
709 Kere Teşekkür Edildi

258 Mesajına Toplam
345 Kere Karma Verildi
a.samed571@hotmail.com
E-Posta
« Yanıtla #4 : 12-01-2009, 17:03:11 »

m. ismail yusuf okuyuşu burda varmı varsa hangisi
Logged
a.samed571'diyor ki

febieyyiele irabbikume tukezziben
***

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Cinsiyet : Bay
Nerden : dünya
Kayıt Tarihi : 12-01-2009, 03:42:43
Üye No : 199
Mesaj Sayısı : 263
Rep Gücü : K. Puanı 43


Kişisel Mesaj : toprak post allah dost
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

109 Mesajına Toplam
170 Kere Teşekkür Edildi

32 Mesajına Toplam
50 Kere Karma Verildi

E-Posta
« Yanıtla #5 : 13-01-2009, 01:50:40 »

kardeş ona sen karar vericen  ...hepsi birbirinden güzel  mesela altmışlarda okuduğu bir yusuf var çok iyi birde yetmişbeşte okuduğu var oda çok güzel...nasılki tekvir suresinin adamı abdüssamed ondan iyi okuyan yok  gerçi mustafa ismailden cemaatlı hiç dinlemedim ama  öylede yusuf suresini ondan iyi okuyan yok...
Logged
Koca Yusuf'diyor ki

biz asla kaybetmeyiz ya kazanırız ya ölürüz.
                                                       ömer muhtar
***

Üye Grubu : Kur'an aşığı
Cinsiyet : Bay
Nerden : dünya
Kayıt Tarihi : 12-01-2009, 03:42:43
Üye No : 199
Mesaj Sayısı : 263
Rep Gücü : K. Puanı 43


Kişisel Mesaj : toprak post allah dost
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Çevrimdışı Çevrimdışı

109 Mesajına Toplam
170 Kere Teşekkür Edildi

32 Mesajına Toplam
50 Kere Karma Verildi

E-Posta
« Yanıtla #6 : 13-01-2009, 02:16:56 »

Mustafa İsmail dinlerken insan, duanın, yakarışın, iç çekiş ve iç döküşün en yüksek frekansına şahit olur. Hele hele ayet geçişlerindeki o makamın sonlarına doğru biraz da buruksu veda havasıyla eda ederken mübareğin sesi, daha bir derinlikle tüllenir, sesi, soluğu, gökler ötesi meleklerin çığlıklarını hatırlatan bir enginlik ve duruluğa ulaşır. İnsan, onun okuduğu ayetlerde yükselen her tınıyı duydukça, uhrevîlik, ebedî saadet ümidinin hâsıl ettiği rikkat, şefkat ve recâsıyla gençleştiğini, ebedîleştiğini, büyük bir açılışa geçtiğini ve genişlediğini görür. Hele, hele Yusuf süresini okurken ayetin bitmesine ramak kala her yana buğu buğu veda duyguları saldığı dakikalarda ümitlerinizin cisimleşip içinize aktığını, şuurlarınızın Yusuf ile Yakub’un hayali ile aydınlandığını ve tıpkı bir rüya âlemlerinde olduğu gibi, kalıplarımızdan sıyrılıp, manevî olarak o olayın içerisinde olduğunuzu hissedersiniz…

Şeyh Mustafa İsmail’in Kuran okuyuşu çığlık çığlığa inlediğimiz bir dönemde batan güneşle beraber eriyip gittiğiniz kulaklarınıza çarpan birer âh u efgân feryat hâline geldiğiniz, kuşlar gibi hafifleyip bir tür kanatlandığınızı hissedip manevî bir varlığa inkılâp ettiğinizi sanır ve hayretler içinde olduğumuz yerde kala kalırsınız…

Günümüzün modern sanatçılarını bilmeyeniniz yok gibi! Yazıyı kaleme alırken birde böyle Karilerin hayatlarının bilinmesini ümit ettim. İnsanın iradesinin elden gittiği, kendinden geçip her şeye kafa tuttuğu şu ahir zaman diliminde duygular muvakkat bir muvazenesizliğe girip yollarını şaşırsalar da, gönül iki büklüm çevkâne dönmüş boynuyla hep Allah’ı çeşitli vasıtalar ile arayacaktır! Allah’ı aramak her gönlün işidir. Gönüllerinize jalemsi bir koku bırakmak istiyorsanız şayet işte size bir fırsat dinleyin Mustafa İsmail’i, Yasir Şarkaviyi, Abdulsameti…
Logged
Koca Yusuf'diyor ki

biz asla kaybetmeyiz ya kazanırız ya ölürüz.
                                                       ömer muhtar
Koca Yusuf Nickli Üyemize Teşekkür Eden 2 Kullanıcı: yusuf_usta (27-01-2009, 13:44:48), Hamza28 (13-01-2009, 10:11:42)
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2008, Simple Machines
Tema adı  MaviHüzün  Hazırlayan:by_yunus
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!